HABERLER

KADASETLİ PATRİĞİMİZİN BÜYÜK ORUÇUN BAŞLANGICINDA YAYINLADIKLARI MENŞUR (FRİSO FATERYARHOYO) - 18 MART 2024

 

ܒܫܡ ܐܝܬܝܐ ܡܬܘܡܝܐ ܐܠܨܝ ܐܝܬܘܬܐ ܕܟܠ ܐܚܝܕ

ܐܝܓܢܐܛܝܘܣ ܦܛܪܝܪܟܐ ܕܟܘܪܣܝܐ ܫܠܝܚܝܐ ܕܐܢܛܝܘܟܝܐ ܘܕܟܠܗ̇ ܡܕܢܚܐ ܘܪܝܫܐ ܓܘܢܝܐ ܕܥܕܬܐ ܣܘܪܝܝܬܐ ܐܪܬܕܘܟܣܝܬܐ ܕܒܟܠܗ̇ ܬܒܝܠ

ܕܗܘ ܐܦܪܝܡ ܬܪܝܢܐ ܡ̄

 

Saygıdeğer kardeşlerimiz Hindistan Mafiryanı mutlu Mor Baseliyos Toma Kadmoyo ve çok değerli Metropolitler, ruhani evlatlarımız Horiepiskoposlar, Papazlar, Rahipler, Rahibeler, Diyakoslar ve Antakya Elçisel Kilisemize bağlı bölgelerdeki sevgili tüm Süryani toplumumuz, sizlere ruhsal bereketlerimizi ve hayır dualarımızı sunarız. Rabbin inayeti, Meryemana, Aziz Elçilerin önderi Mor Petrus, diğer azizlerin ve şehitlerin duaları sizinle beraber olsun. Amin.

 

«ܘܬ݂ܶܗܘܽܘܢ ܠܺܝ ܣܳܗܕ̈ܐ » (ܦܪܟܣܝܣ ܕܫܠ̈ܝܚܐ ܐ:ܚ)

“Benim Tanıklarım Olacaksınız.” (Elçilerin İşleri 1:8)

 

Her hususta hatırınızı soruyor ve diyoruz:

Tanıklık Etmek, Rabbimiz İsa Mesih’in Emridir.

 

Elçilerin İşleri kitabı, Rabbimizin göğe yükselişiyle başlar; bu yükseliş, öğrencilerinin müjdeye tanıklık etmelerinin, müjdeyi duyurmalarının ve Kutsal Kilise'nin Rab İsa'nın çarmıha gerilme ve dirilişten sonra onlara söylediği sözlere dayanarak onun tanıkları olma buyruğu uyarınca çağrıldığı havarilik görevini yerine getirmelerinin yolunu açmıştır: “ Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız Yeruşalim'de, bütün Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız." (Elçilerin İşleri 1:8). Bu buyruğa göre, elçiler Pantikosti gününde Kutsal Ruh üzerlerine indikten sonra müjdeleme işine başladılar. Yeruşalim'den başlayarak ilk kez Hıristiyan olarak adlandırıldıkları Antakya'ya (Elçilerin İşleri 11:26) ve oradan da tüm dünyaya müjdelemeye ve Mesih hakkındaki tanıklıklarını dünyanın her yerinde duyurmaya başladılar.

 

Antakya Süryani Ortodoks Kilisemiz bu kurtuluş müjdesi mesajının paylaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. Kilisemizin ataları, bu Hıristiyan inancının Antakya Elçisel Makamı'nın sınırları boyunca ve uzak doğuya kadar uzanan yetki ve yönetimi altındaki bölgelerde yayılmasında özel bir rol oynamışlardır. Bu kutsal atalar arasında Arapların Episkoposu Mor Gevergis de vardı. Bu yılın geçen Sensinodumuzda aldığımız karar doğrultusunda, bu yılı, onun elçisel gayretini onurlandırmak amacıyla, aramızdan ayrılışının bin üç yüzüncü yıldönümünü anmaya adadık. Mor Gevergis, Güney Irak (Beth Nahrin) ve Arap Yarımadası'ndaki Arap kabileleri arasında Hristiyan inancının yayılmasında çok önemli bir rol oynamış ve inananları Rabbimiz İsa Mesih'in getirdiği kurtuluşa sadık kalmaları için güçlendirmiştir.

 

Antakya Süryani Kilisesi, Arapların ve diğer ülkelerin topraklarında, Çin’e kadar tanıklık eder.

Hristiyanlığın doğuşundan bu yana Antakya Kilisesi, zulümlerden yılmamıştır. Gücünü onu gerçeğe tanıklık etmeye yönlendiren ve hala yönlendiren Kutsal Ruh'un içindeki çalışmasından almıştır. Kutsal Ruh, zulmedenlerin gücüne, zorluklara ve bu zulümlerden kaynaklanan güçlüklere bakmaksızın Kilise'yi gerçeğe tanıklık etmeye yönlendirmiştir. Kilise, Mesih için bir tanık ve şehitlerin annesi olarak ortaya çıkar, dünyanın karanlığında yürüyen ve ölümün gölgelediği diyarda yaşayanlara Müjde’nin ışığını taşımış (Yeşaya 9:2); Kurtuluşu sunmuş ve Rab İsa Mesih’e iman eden herkesi Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz eder (Matta 28:19).

 

Arap toprakları coğrafi olarak Antakya Elçisel Makamı'nın yetki alanındaydı. Bu nedenle, Kilisemizin Ataları Göksel Krallığı'nın müjdesini bu bölgelerde yaymayı ve halkına Ortodoks inancının temellerini öğretmeyi kendilerine görev edinmişlerdir. Böylece birçok Arap kabilesi bu inancı kabul etti ve Antakya Süryani Ortodoks Kilisesinin öğretisine göre yaşamıştır. Bu Arap halkları ve kabileleri arasında Himyeriler, Katariler, Tağlibaler, Banu Kindah, Banu Tay, Akil, Tanuḳ, Ğassaniler, Namır, Banu Şeyban (Thalabah), Diyar Bekir'deki Banu Bekir bin Wail, Al-Manadhirah ve diğerleri.

 

Araplar Hristiyanlık inancını kabul ettikten sonra, Kilise, ruhani işlerini organize etmeye başladı. Onlara hizmet etmek için birkaç Episkoposluk kurdu. Bu Episkoposluklar Kilise tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Necran ve Al-Yamamah şehirlerinin her biri MS 225 yılında bir Episkoposluğa sahipti ve altı Episkoposları MS 325 yılında İznik Konsili'ne katılmıştır. Necran Episkoposları arasında, elinde ruhani çobanlık asasıyla Suk Ûkaẓ'a gidip pagan inançlarına karşı İsa Mesih’i cesurca vaaz eden etkili bir vaiz ve bilge bir adam olan Kas İbn Saidah (+600) da vardı.

 

Dördüncü yüzyıldan sonra Kilise tarihi, Arap ülkelerinde birkaç Episkoposluktan bahseder. Bunlar arasında şunlar vardı: Tadmur (Palmira), Jadr Om Kays, Basra, Petra ve Al-Hira. Her Arap kabilesinin kendi Episkoposu, bazen de birden fazla Episkoposu vardı. Bu Episkoposlara, göçleri ve seyahatleri sırasında Arap kabilelerine eşlik ettikleri ve çadırların altında dualar ve ayinler düzenledikleri için Çadırların Episkoposları denirdi. Arap Episkoposlukları arasında bilinen en önemli iki Episkoposluk vardı. Birincisi ve en önde gelen Episkoposlarından biri Arapların Episkoposu lakabıyla anılan Mor Gevergis, ikincisi ise Tağlab Episkoposluğudur. Ayrıca Ğassani Krallığı sınırları içinde merkezi Jabiyah şehrinde (Horan – Suriye) yer alan bir başka Episkoposluk merkezi vardı. Altıncı yüzyılda bu merkeze bağlı yüz yirmiden fazla manastır vardı. Önemli Episkoposlarından biri de Burudanlı Mor Yakup ile beraber Arapların Episkoposu olarak resmedilen Mor Teodor Tanono (Gayretli) idi. Episkoposluk merkezi de Şam’ın Busra şehrindeydi.  

 

Süryani atalarımızın olağanüstü ilgisi ve Antakya Süryani Kilisemizin Arap topraklarındaki müjdecilik gücü, birçok kitabın Arapçaya çevirme çabalarında açıkça görülmektedir. Özellikle Mor Yuhanun Abo dSedre zamanında 643 yılında Kutsal İncil’in Süryanice’den Arapça’ya çevrilmesi gibi. 

 

Mesih'e tanıklığın ve Süryani Kilisesi'nin müjdeleme çabalarının etkisi sadece Arap toprakları gibi Antakya Elçisel Kürsüye yakın bölgelere değil, aynı zamanda İran, Afganistan, Hindistan, Çin, Ermenistan, Etiyopya, Küçük Asya ve Uzak Doğu'nun diğer toprakları gibi diğer ülkelere de yayıldı. Hindistan'daki Süryani Kilisemiz büyük bir örnektir. Kilisemizin atalarının havarisel gayretlerinin ve Rab İsa'ya tanıklıklarının meyvesi olarak ayakta durmakta ve Antakya Süryani Kilisesi'nin gerçekten bir mücevheri ve onurudur.

Sadık Tanık Arapların Episkoposu Mor Gevergis (+724)

Kilise tarihi, bu bilgili âlim ve saygıdeğer Arapların Episkoposu  Mor Gevergis’in hayatı hakkında geniş bilgi vermez. Kenneşrin ilahiyat okulunun öğrencilerinden biriydi. Gençliğinde, Mor Severiyos Sabuḳat’ın vefatından kısa bir süre önce onun yanında eğitim görmüştür. Gevergis, İlahiyat konusunda çok bilgili, felsefede gayretli ve Kutsal Yazıların bir tefsircisiydi. Hem düzyazı hem de şiirde önde gelen bir eleştirmen ve seçkin bir yazar olarak öne çıktı. Bilgisi, Süryani dilbilimi, felsefe, astronomi, teoloji ve tarih de dahil olmak üzere zamanında bilinen çeşitli alanları kapsıyordu.

Rahiplik iskimini giyerek rahiplik yolunda Tanrı korkusu ve sevgisiyle yürürdü. Münzevi bir yaşam sürdü. Böylece, İlahi takdir onu Beni Tay, Ukayl ve Tanuḳ Arapları için ilkin keşiş ve daha sonra Episkopos olarak seçti. Episkoposluk merkezi ise, bugün Irak'ta Kufe şehri olan Akula'daydı. Orada otuz sekiz yıl boyunca Episkoposluk bölgesine saflık, bilgi ve erdemle ruhani çobanlık yaptı. Mor Gevergis, Mesih için tanıklık ederek, O'nun adını duyurarak, kutsal Sözünü öğreterek ve Arap kabilelerinden gelen cemaatini Mesih İsa'da doğrulayıp güçlendirerek geçirdiği bir yaşamın ardından, M.S. 724 yılında vefat etti.

Şehit Aziz Haris İbn Kaab ve diğer Süryani Ortodoks Hamyerit şehitleri

Kilise tarihi bize Saba'da ve Yemen'deki Hamyeri Araplarının topraklarında Mesih'e olan inançları nedeniyle zulüm gören kahraman şehitlerden bahseder. O dönemde, Yahudi Kralı Masruq (Dhu Nuwas), MS 523 yılında bu toprakların kontrolünü ele geçirdi. Kuvvetlerini Hamyeri topraklarının başkenti Dhofar'a yönlendirerek bölgede yaşayan Etiyopyalı kabilelere karşı savaş açtı. Onları savaşta yenemeyince, kendisine teslim olmaları için kandırdı. Onlara güvenlik mesajları gönderdi, böylece barışçıl bir şekilde onunla buluşmaya geldiler. Ancak, güvenlerine ihanet etti ve hepsini öldürdü. Ayrıca kiliselerini yaktı ve Mesih'e olan inançlarından vazgeçip Yahudiliğe dönmedikleri sürece Hristiyanları buldukları her yerde öldürmeleri için silahlı kuvvetler eşliğinde Yahudi Kahinleri kendi yetkileri altındaki topraklara gönderdi. Dahası, bir Hristiyanı evinde koruyan herkesin yakılmasını ve tüm eşyalarına el konulmasını emretti. Bununla da yetinmeyerek ordusunu Necran'a gönderdi ve şehri kuşattı. Şehri zorla ele geçirmeyi başaramayınca, silahlı kuvvetler eşliğinde Yahudi Kahinlere kraliyet mührüyle mühürlenmiş bir güvenlik kitabı göndererek, şehri gönüllü olarak teslim etmeleri halinde onları yok etmeyeceğine dair söz verdi. Fakat o sözünü tutmadı, askerlerine onların ellerini ve ayaklarını bağlamalarını emretti.

Necran kentindeki inanç savunucularından biri de şehit aziz mor Haris ibn Kaab'dı. Halkı arasında bir lider ve sadık soylulardan biriydi. Baskıcı kralın taleplerine rağmen, saygın bir ihtiyar olan Haris Mesih'i inkâr etmeyi reddetti. Cesurca ve açıkça Ortodoks inancını ikrar etti. Halkının önünde durarak, şehitlik tacını sevinçle isteyerek kararlılığını ilan etti. Elçi Pavlus’un Havari sözlerini: "Mesih'in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı?" (Romalılar 8:35). Söyleyerek, kendisiyle birlikte olanlarla birlikte şehitlik tacını giydi. Zalim Yahudi kralı kiliselerin, içlerindeki herkesle birlikte yakılmasını emretti. Necranlı kadınlar ve çocukları kiliseleri saran alevleri gördüklerinde, erkeklerle birlikte şehitliği paylaşma arzusuyla yanan binalara doğru koştular. Kilise tarihi erkek, kadın ve çocuklardan oluşan bu şehitlerin isimlerini kaydetmektedir. Yaklaşık iki bin kişi zincirlere bağlanarak kiliselere getirildi. Kiliselerin etrafı odunlarla çevrildi ve ateşe verilerek içerideki herkes yakıldı. Daha sonra bu acımasız kral, kutsal şehitlerin cesetlerini attığı büyük bir çukur kazdı ve kalıntılardan geriye kalanları yakarak gömdü. Arap tarihçiler bu Necran şehitleri Ahıl Aluḳdud olarak ölümsüzleştirmişlerdir.

Sevgililer; Müjdeciliğin, Mesih'e tanıklık etmenin ve O'nun kutsal adı uğruna şehit olmanın gücünü düşündüğümüz bu kutsal orucun başlangıcında, inancın zayıfladığı, ateizmin yayıldığı ve ruhsal savaşların kızıştığı dünyamızın yaşadığı kargaşa ve değişimlerin ortasında Rab İsa'nın tanıkları olarak sorumluluğumuzu hatırlamak hepimiz için bir fırsattır. Sizi Mesih için tanıklık etmeye ve zulümlerle ve önemli inanç zorluklarıyla dolu bu dünyada O'nun Müjdesine yakışır şekilde yol almaya davet ediyoruz. (bkz. Filipililer 1:27). Göksel Baba'yı yücelten iyi işleriyle (bkz. Matta 5:16). ve yaşamlarını Kurtarıcı İsa Mesih’e olan sevgiyle geçiren şehitleri, iman kahramanlarını ve azizleri düşünerek, onların şefaatlerini dileyerek ve onları örnek alarak (bkz. İbraniler 13:7) gerçek imana sımsıkı sarılmaktır.

 

Rab Allah, oruç, dua, tövbe ve bağışlarınızı kabul etsin. Sağlık ve mutlulukla Diriliş Bayramı’nın sevincine kavuştursun. Merhum ölülerinize rahmet eylesin. Rabbin inayeti, Meryemana, Aziz Elçilerin önderi Mor Petrus, Arapların Episkoposu Mor Gevergis, şehit aziz Mor Haris ibn Kaab, diğer azizlerin ve şehitlerin duaları sizinle beraber olsun. Amin, Abun dbaşmayo…   

     

13 Mart 2024

Patrikliğimizin 10. yılında

Suriye, Şam’daki Patriklik Merkezimizde yazılmıştır.

 

Diğer haberler >>>