03 Mayıs 2021 Pazartesi

 

SAYIN ABRAŞİYE METROPOLİTİMİZİN DİRİLİŞ BAYRAMI MESAJI

 

SAYGIDEĞER ABRAŞİYE METROPOLİTİMİZİN

DİRİLİŞ BAYRAMI MESAJIDIR.

!ܩܡ ܡܪܢ ܡܢ ܒܝܬ ܡܝ̈ܬܐ

KOM MORAN MEN BETH MİTHE!

RAB'BİMİZ ÖLÜLER ARASINDAN DİRİLDİ!

 

Tüm Ruhani Evlatlarımıza, Horiepiskoposlarımıza, Papazlarımıza, Diyakoslarımıza, Vakıf Yönetim Kurulumuza, Kadın ve Gençlik Kollarımıza, Abraşiyemizin Görevli ve diğer tüm bireylerine, Dualarımızı, Bereketlerimizi bildiriyor ve müjdeliyoruz: Kom Moran Men Beth Mithe, Rab'bimiz Ölüler Arasından Dirildi!

Kardeşlerim… Mesih'in ölüler arasından dirildiğine ilişkin sözün bildirilmesine karşın, aranızdan bazıları nasıl ölüler dirilmez diyebiliyor? Ama gerçekte Mesih ölüler arasından dirilmiştir. O, ölülerin ilk ürünüdür. Nasıl tümü Adem'de öldüyse, tümü de Mesih'te yaşama getirilecektir. Ancak herkes sırasıyla, önce ilk ürün Mesih, sonra O geldiğinde, ona ait olanlar[1]”.

Değerli Cemaatimiz, Rab Allah kendi suretinde yarattığı insanı cennette kendisiyle ebediyen mutlu yaşasın diye yarattı. Sonradan insan, şeytanın sözüne uyarak kendi özgür iradesiyle günah işleyip Tanrı'dan kopmakla ölümüne sebebiyet verdiyse de, sonsuz İyi olan Rab, onu ebediyen bu haline terk etmedi. Tersine, O, daha zamanın öncesinde, biricik Oğlu İsa Mesih'te ona bir “kurtuluş” hazırladı. Yani daha dünya kurulmadan önce, Rab'bimiz kurtuluşumuzu da hazırladı. Elçi Pavlus Efesoslulara Mektubunda: “ O bizleri dünyanın kuruluşundan önce Mesih'te seçti”… iradesi ve iyi amacı uyarınca, İsa Mesih aracılığıyla öz çocukları olmamızı çok önceden kararlaştırdı” der.[2]

Kilise Atalarından Aziz Atanasios da, Elçi Pavlus'un bu sözünün ışığında – Allah en mükemmel yarattığı eserinin yani insanın bu şekilde yok olmaya bırakılmasına izin veremezdi.  Bu O'nun sonsuz iyiliğine ve bilgeliğine uygun düşmez. Sonradan mahvolacak idiyse, o zaman Rab Allah insanı niye yaratmış olsundu? Bu durumda onu hiç yaratmamış olması daha uygun olmaz mıydı? der.

Demek ki, Rab Allah, sonsuz iyiliği ve bilgeliği içinde, daha zamanın öncesinden eşsiz esirgeyiciliğiyle kararlaştırdığı gibi, çağların sonunda, O'nun aracılığıyla insanlar yaşasın diye Biricik Oğlu'nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi.[3] Allah'ın Oğlu İsa Mesih beden alıp insan oldu. Ve bizim için Haç üzerinde ölerek ölümüyle ölümü yendi, yok etti.   O, üçüncü gün ölüler arasından dirildi. Ve bizleri de kendisiyle dirilterek bizlere cennet kapısını yeniden açtı.

Bu şu demektir: Biz müminler bundan böyle, Mesih'in Dirilişinden öncesi gibi “mahkumlar” olarak ölmeyiz. Fakat, O'nun dirilişinin lütfuyla dirilmek üzere yani yeniden yaşama gelmek üzere “uyumuşlar” olarak ölürüz.

Bundan böyle, bizler için ölüm, Rab'bimizin de bize belirttiği gibi, bir nevi uyku halidir.[4] Nasıl ki, uykudan sonra tekrar uyanırız, aynı şekilde, öldükten sonra da, tekrardan diriltileceğiz. Şu farkla ki, uyuyan bedinin aynısı uyanırken, yani özürlüyse özürlü yaşlıysa yaşlı, Mesih'te ölenler ise Mesih'in bedenine benzer yücelmiş bir bedenle diriltilecekler. Elçi Pavlus bunu şu şekilde anlatır: “ Çürüyen beden olarak ekilir, çürümez olarak dirilir. Doğal beden olarak ekilir ruhsal beden olarak dirilir”.[5]

Değerli Cemaatimiz, çürümezlik ve ölümsüzlük Tanrı'dan olan armağanlardır. İnsan kendi imkanlarıyla ya da herhangi bir kişi tarafından kendine yaşam veremez. Oysa, Rab İsa Mesih bunu bize verir. Çünkü İsa Mesih sadece ölümden dirilip yaşama gelmiş biri değil. O, diriliş ve yaşamın da kendisidir. Yani O bunları başkalarına da verebilir. Bu noktada kendisiyle ilgili olarak

Rab'bimiz şöyle der: “ Diriliş ve yaşam benim. Bana iman eden ölmüş olsa da yaşayacaktır. Yaşamakta olan herhangi bir kimse bana iman ederse sonsuzluk boyunca hiç ölmeyecektir”.[6]

Rab'bimizin bu sözleri bizim için sonsuz güven vericidir. Çünkü biz insanlar doğamız gereği ölümden korkarız. Burada yaşamaya tüm eksiğine rağmen razıyız, yeter ki ölmeyelim. Zira sanırız ki, ölümle yok olacağız.

Oysa Aziz Atanasios'un da dediği gibi – Mesih'in dirilişiyle ölümün hükmü bitmiştir. Haç ölümün üzerinde zafer kazanmıştır. Ve aslında ölümün kendisi ölmüştür. Bunun kanıtı da şu ki, bundan böyle ölüm Mesih'in tüm havarileri tarafından küçük düşürülmüş ayaklar altına alınmıştır. Ve kimse artık ölümden korkmamaktadır. Mesih'e iman eden herkes Mesih'e olan imanını kaybetmektense ölmeyi tercih eder. Çünkü mümin bilir ki, öldüğünde yok olmayacaktır. Ama Mesih'e olan imanı sayesinde hem yaşayacak hem de yüceltilmiş bir bedenle çürümezliğe erişecektir.

Bununla birlikte, bunu hemen şimdi şeklinde anlamamak lazım. Çünkü Rab'bimiz Haç üzerinde ölüme kadar kendini alçalttığı, kul[7] özdeşliğindeki ilk gelişi, sadece, ölümü hak ettiren günahlılığımızı kaldırmak içindi.[8] Ölümlülüğümüz ise hala devam ediyor. Çünkü nasıl ki, Mesih, bedeninde bir kez öldü[9], sonra dirildiyse bunun gibi herkes de bedeninde bir kez ölecek sonra diriltilecektir. İkinci gelişinde ise, Mesih, günah[10] sorunu bütünüyle çözülmüş bir durumda, tüm kurtuluşu getirmek üzere, Tanrı görünümünde gelecek ve, o zaman, bu zavallı[11] bedenlerimizi kendi yüce bedenine değiştirerek ölüme son verecektir. O zamana kadar yaşamımız imanımız sayesinde Mesih'le bir arada Tanrı'da saklıdır[12] der elçi Pavlus. Yani bizler halen ölürüz. Ancak, iman ediyoruz ki, ikinci gelişinde Mesih bizleri ölümden diriltecektir. O zamana kadar ise yaşamımız Mesih'e olan imanımızda saklıdır.

O halde değerli Cemaatimiz, canımızın[13] güvencesini teşkil eden Mesih'e olan bu imanımıza kuvvetle tutunalım. Kalbimizde ve fikrimizde, Elçi Pavlus'un zamanındaki bazıları gibi - Ölüler dirilmez, ya da günümüzdeki birçokları gibi - Sadece ruhlar yaşayacak, bedenler değil. Veya - Ruhlar başka başka bedenlere göç eder şeklinde, inancımıza yabancı ve aykırı düşüncelere yer olmasın. Çünkü, Kiliseden aldığımız imana göre, İsa dirildi. Ve kendi öz vücuduyla dirildi. O bunu öğrencilerine iyice belletmek için onlara dirilmiş vücuduyla defalarca göründü. Onlarla yemek yedi.[14]  Bu konuda halen kuşkusu olan Elçi Toma'ya ellerini ve böğrünü göstererek: “ İmansız olma imanlı ol [15]“ dedi. Böylece kırk gün boyunca birçok kanıtla kendini öğrencilerine diri olarak gösterdikten sonra, Rab'bimiz göğe çıktı. O, sözü uyarınca, bizlere orada, Baba evinde yer hazırladıktan sonra tekrar gelecek ve bizleri yanına alacak.[16]

Bugüne kadar Kilise yani inanlılar topluluğu gökyüzüne bakıp bulutlar üzerinde gelecek olan Rab İsa Mesih'i ve ölülerin dirilişini bekliyor.[17] Buna göre, bizler, Göksel Baba Dua'sında: “ Egemenliğin gelsin” dediğimizde bu özlemi dile getiririz. Yine bu özlemle ilk Hristiyanlar birbiriyle “Maranata” yani “ Rab'bimiz gel” şeklinde selamlaşırdı. Bunun gibi, bizlerin Kilisemizin güzel adeti uyarınca dua ederken yüzümüzü doğuya doğru çevirmemiz de, o yönden  Rab'bimizin ikinci gelişini ve buna bağlı olarak ölülerin dirilişini beklediğimiz içindir.

Ne var ki, değerli Cemaatimiz, bizler, Rab'bimizin gökten ikinci kez geleceğini biliyoruz ama bunun ne zaman olacağını bilmeyiz. Ayrıca, acaba bizler O'nun bu gelişine gerektiği gibi hazır mıyız? Yaşantımız ne kadar O'na uygundur? Buna değin, Rab'bimiz, önce,: “ O güne ve saate ilişkin hiç kimsenin bilgisi yoktur. O gün hırsız gibi ansızın gelecektir”[18]  der ve sonra şöyle ekler:          “ Dikkat edin zevk ve sefa ya da hayatın kaygıları yüreklerinizi katılaştırmasın. Hep uyanık olun ve dua edin. Öyle ki, o gün size bir tuzak gibi ansızın gelmesin ve İnsanoğlunun önünde durabilesiniz”.[19]

Aynı şeklide Elçi Petrus da: “Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki: Rab'bin Günü hırsız gibi gelecektir. O halde sizler nasıl insanlar olmalısınız?  Kutsal bir yaşam ve Tanrı yoluna bağlı insanlar olmalısınız. Tanrı'nın gelişini bekleyen, bu günün çabucak gerçekleşmesini arzulayan kişiler olmalısınız”[20] der.

Elçi Pavlus da, bu bekleyiş devresinde ne biçim yaşamamız gerektiğini şöyle anlatır: “ Kardeşlerim diyeceğim şudur: zaman kısadır. Bundan böyle, karısı olanlar yokmuş gibi yaşasın; yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, satın alanlar bir şeyleri yokmuş gibi, dünya varlığını kullananlar hiç kullanmıyormuş gibi yaşasın”.[21]   

Bütün bunlardan şu anlaşılıyor ki, İbraniler Muktup'unda da uyarıldığı gibi, “Akıntıya kapılıp sürüklenmeyelim diye işittiklerimize çok dikkat etmemiz gerekir…  [ Rab'bimizin Haç üzerinde ölüp sonrasında dirilmekle bizlere sağladığı] böylesi yüce bir kurtuluşu savsaklarsak nasıl kaçıp kurtulabiliriz?”[22]

O zaman değerli Cemaatimiz, Rab'bimizin dirilişiyle ikinci gelişi arasındaki zamanı çok iyi kullanmalıyız. Öyle ki, Rab'bimiz, büyük güç ve görkemle melekleriyle birlikte bulutlar içinde geldiğinde ve ardından seçilmişlerini toplamak için meleklerini yeryüzünün dört bucağına saldığında,

·        Onların göğe götürülmek üzere toplayacaklarından olalım. Bırakacaklarından değil.[23]

·        Rab'bimizin - Gelin sizler Babam'ın kutsadıkları deyip sağına alacaklarından olalım.  - Çekilin önümden lanetliler deyip soluna atacaklarından değil.[24]

·        O sırada tarlada bulunan iki kişiden ya da değirmende olan iki kadından alınacak olanından olalım. Bırakılacak olanından değil.[25]

·        Aldıkları talantları işletmiş ve kar etmiş olanlarından olalım. Payını toprağa gömüp ziyan etmiş olanından değil.[26]

·        Güveyi karşılamaya çıkmış on erden kızın, güvey geldiğinde düğün şöleni için içeri alınan beş akıllısından olalım. Kapı dışında bırakılan beş akılsızından değil.[27]

·        En nihayet, O gün dirilteceği O'na ait olanlar ve O'nu havada karşılayacaklarla birlikte bulutlar içinde alınıp göğe götürüleceklerden olalım. Ağlayış ve diş gıcırtısı olacağı yargıya bırakılacaklardan değil. [28]

 

Bu arada, der, Elçi Petrus: Kutsal Peygamberlerin belirttiği sözler ve Rab'bimizin Elçileri aracılığıyla verdiği buyruğa aldırmayan ve onları umursamayan bazı kişiler kendi imansızlıkları içinde: “Hani vaat edilmişti, gelecekti… Ne oldu? Atalarımızın ölümünden bu yana her şey olduğu gibi sürüp gitmekte” diyecekler. Ancak, Rab kurtuluşumuzun gerçekleşmesi için bunu yapıyor. “O, hiç kimsenin mahvolmasını istemez. Tersine herkesin tövbe etmesini arzular”. O yüzden “bizlere karşı sabır gösterir”.[29]

Şu halde bizler, Efendisi gecikiyor diyerekten kendini yemeğe içmeye ve sarhoşluğa veren o kötü köle gibi yapmayalım.[30] “Bu tür yasa tanımaz insanların aldatmasıyla sürüklenerek güvencemizi [yani imanımızı] yitirmeyelim”.[31] Aksine, düğünden dönmesi beklenen Efendileri geldiğinde, O, kapıyı çalar çalmaz koşup açmak için hazır bekleyen adamlar gibi olalım.[32] “Çünkü Rab'bimiz vaadinde gecikmez”.[33] “Gecikiyor gibi görünse de bekle olacakları - diyor Tanrı sözü - O kesinlikle gelecek”. [34]

O halde, değerli Cemaatimiz, bizler, özellikle kurtuluşa en çok gereksinim duyulan bu zor günlerde, başımızı göğe kaldırıp, Rab'bimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in oradan izzetle ikinci gelişini bekleyelim. Ve bu arada O'na olan imanımızı koruyarak[35], Dirilişiyle bizlere kazandığı sonsuz yaşam mirasını edinelim.[36] “ Çünkü gelmekte olan çok kısa zamanda gelecek ve gecikmeyecek”[37]. “ Efendileri düğünden geldiğinde uyanık bulacağı kölelere ne mutlu!”[38]

İşte imanımızın bize verdiği bu güven ve sevinçle, Kom Moran Men Beth Mithe, Rab'bimiz Ölüler Arasından Dirildi! diye müjdeliyor, siz değerli Cemaatimizin Diriliş Bayramını sevgiyle kutluyoruz. Bayram Bereketlerinin dünyamızın geçirmekte olduğu bu zor ve belirsiz dönemde, size, ailelerinize, Ülkemize, Yöneticilerimize, Sağlık görevlileri ve diğer tüm görevlilerimize sağlık, şifa, sabır, güç ve huzur getirmesini diliyoruz.

Bugün dirilen Rab İsa Mesih hastalarımıza acil şifalar versin; sıkıntıda olanlara yardım elini uzatsın; Onları güçlendirsin ve teselli etsin.

Rab Allah ölülerimizin ruhuna merhamet etsin; tövbemizi, dualarımızı ve orucumuzu kabul etsin. İyi dileklerimizi cevaplandırsın.

Engin merhameti ve inayeti, Meryemana, Azizler ve Şehitlerin dua, bereket ve şefaatleriyle, Tanrı'nın bu salgını dünyamızdan kaldırmasını diliyor, bütün insanların aynı amaçla Tanrı'ya yönelmesi için dua ediyoruz.

Ayrıca, yeniden artan bu salgını, tekrardan kontrol altına almak, onu bitirmek için, gece gündüz risk altında özveriyle mücadeleye devam eden Hükümetimiz ve ilgili Sağlık Kuruluşlarımıza teşekkür ediyor, onların sağlık ve başarıları için dua ediyoruz.

Rab İsa Mesih'in Diriliş Kayrası hepinizle beraber olsun. Amin.

Rab Allah Kadasetli Patriğimize sağlıklı uzun ömürler versin.

Dua ve Bereketlerimizle.

Abraşiye Metropoliti

†Filüksinos Yusuf Çetin

Rab Allah'ın nimeti ve inayetiyle

İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks

Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili



[1] 1.Korintoslular 15:12-23

[2] Efesoslulara 1:4-5

[3] 1.Yuhanna 4:9-10

[4] Yuhanna 11:11; Markos 5:39

[5] 1.Korintoslular 15:42-44

[6] Yuhanna 11:25

[7] Filipililer 2:7

[8] İbraniler 9:26

[9] İbraniler 9:27-28

[10] braniler 9: 28

[11] Filipililer 3:21

[12] Koloseliler 3:3

[13] İbraniler 10:39

[14] Matta 24:43; Yuhanna 21:12

[15] Yuhanna 20:27

[16] Yuhanna 14:2-4

[17] Markos 13:26

[18] Matta 24:36; Selanikliler 5:2

[19] Luka 21:34-36

[20] 2. Petrus 3:8-14

[21] 1. Korintoslular 7:29-31

[22] İbraniler 2:1-9

[23] Markos 13:26-27

[24] Matta 25:34;25:41

[25] Matta 24:40-41

[26] Matta 25:14-28

[27] Matta 25:1-13

[28] 1. Selanikliler 4:16-18

[29] 2.Petrus 3:2-7

[30] Luka 12:45

[31] 2. Petrus 3:17

[32] Luka 12:35

[33] 2. Petrus 3:9

[34] Habakuk 2:3

[35] İbraniler 10:39

[36] Titus 3:7

[37] İbraniler 10:37

[38] Luka 12:37

 

Diğer Duyurular >>>